Yüzüme yansıyan ışık gözlerimi alıyor. Ama yaptığım işe devam ediyorum. Gözlerimi ayırmadan bakıyorum ona. O ise içime bakıyor. Görebildiğinden emin değilim. Kafasını çeviriyor. Masada baygın yatan adamı tanımıyor gibi. Ama ben tanıyorum. Geçenlerde dokunmuştu kalbime. İsminin önemi yok. Şimdi bakışları kareli zeminde sabit. Ağzından gelen kan durumu açıklamıyor. Neden? Yeniden bana dönüyor;
- Ne sandın. Buna izin veremezdim.
Dudakları pislik çıkarıyor yüzüme. Elimle siliyorum. Bakışlarım değişmiyor ama. Zavallı adam bana dokunmamıştı bile. Neden dokunmamıştı? Arif'in elleri titriyor, sesi gibi. Sesini hiç beğenmezdim. Güzel kargalar...
Ayağa kalkıyorum. Onun kimliğinden emin olmak istiyorum. Dokunmalıyım. Ben ona yaklaştıkça yattığı masa geriye gidiyor. Sonra belime inen kalın kemerin acısı durduruyor beni. Ve aynı anda bir sürü kemer... Ağlıyorum. Biliyorum o da ağlıyor. Gözyaşlarına dokunabiliyorum.
Gülbin GÜNEY
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder